Geçmişte yaşam özlemlerini bir ölçüde eski objelerle
gidermeye çalışanların uğrak yeri Horhor Antikacılar Çarşısı'nda,
eski eşyalar kadar, antikacılar da, birbirinden ilginç
hikayelere sahip.
Geçmişte yaşamak, her dönem insanların hayalinde önemli bir
yer tuttu. Bunu tam anlamıyla gerçekleştirmek mümkün olmasa
da, o dönemin yaşantısını, bugünkü modern hayatımızın içine
yerleştirdiğimiz eski objelerle biraz olsun canlandırabiliriz.
Nitekim eski eşya satan dükkanlara rağbet, bilinçi ya da bilinçsiz
her geçen gün artıyor. Antika ve eski eşya satan dükkanlar,
çarşılar, bugünlerde daha çok ziyaretçi ağırlamaya başladı.
Bu ilginin artmasında, en büyük pay, gönlünü eskiye, yaşanmışa
adayan, tarih kokan dükkanlarda bugününü unutan antikacıların.
Vitrine alelade yerleştirilmiş küçük bir müzik kutusunun, kırmızı
kadife eşyaların arasına saklanmış, bugünkü modanın çok
uzağında duran avizenin ya da kendisine aşkla dokunan sahibinin
parmaklarını arayan piyanonun, günümüz İstanbul'unda biten
yolculuğunun duraklarını, dedektif gibi iz sürerek günışığına
çıkartan antikacıların...
Her telden
Türkiye'nin alanındaki en büyük çarşısı Horhor Antikacılar
Çarşısı'nın yeni ama tarih kokan 20 yıllık mekanı, yıllarını
eskiye, ama yaşanmış eskiye gönül verenleri buluşturdu. Ünlüsünden
ünsüzüne yüzlerce insanın, biblolar, avizeler, piyanolar,
tablolar, gramofonlar, saatler, heykeller, ahşap kapılar, eski
mobilyalar, toprak eşyalar, tombaklar, şamdanlar, plaklar,
pullar, paralar arasında kendini kaybettiği çarşıda,
evsahipleri de antikalar kadar bambaşka yollardan, bambaşka
hayatlardan, bambaşka mesleklerden savrularak geldi. Ortak öğe
ise, geçmiş tutkusu..
Psikologluğu bıraktı
Çarşıda 10 senedir dükkanı bulunan Merih Uman, psikoloji eğitimi
almasına rağmen antikacılığı seçti. Ankara'da yıllar önce
sanat galerisi açan, ancak resimlerden çok antika eşyaların
satıldığını gören Uman, hobi olarak nitelendirdiği
koleksiyonculuğunu, profesyonel iş haline getirdi. Uman, bugün
artık tecrübeli bir antikacı. Antika tutkusu hakkında ise, şunları
söylüyor: "100 yıl önce yaşamış bir şeyi, yeniden
hayata geçirmek çok keyif verici. Bir insanı, birdenbire 18 yaşına
çekerseniz, çok sevinir. Bu eşyalarla, geçmişi bir ölçüde,
günümüze taşıyoruz. Amacım ticaret değil, ticaret zaten
bana göre değil. Geçmişi olan, yaşanmış her şeye ilgim
var. Daha çok mobilya üzerine yoğunlaştım. Türkiye'nin
tarihinde mobilya kültürü olmadığı için, objelerin hemen
hemen tamamını yurtdışından getiriyorum. Yurtdışından eşya
bulup getirmek hem çok zor hem çok pahalı. Ancak sonunda aldığım
keyif, hepsini unutturuyor. Yurtdışında eski eşya kültürü
çok daha geniş. Londra'da sürekli rastladığım bir şoförün
evindeki eski eşyaları görünce, dükkanımdaki eşyaların ne
kadar yetersiz olduğunu düşündüm."
Burada huzurlu
Hukuk mezunu olmasına rağmen antikacılığı seçen Gönül Özaykut,
18 senedir antikacılık yapıyor. Onlarca avizenin bulunduğu dükkanında
kendini stresten uzak ve daha huzurlu hissediyormuş.
"Çok büyük kazançlarım yok ama bu işte mutluyum,"
diyor Özaykut. "Önemli olan kanaatkarlık. İnsanların
ilgisi de son dönemde arttı, ancak henüz çok bilinçli değiliz.
Antika görünüşlü yeni yapım eşyalara büyük paralar
harcanabiliyor. Bu sokağa atılan bir yatırım çünkü bu eşyaların
ikinci el pazarı yok. Başka bir işte olsam, bu huzuru bulacağımı
zannetmiyorum. Bu nedenle, avukatlık yapmadım. Eskiden,
evlerden, sahibinin bile değerini bilmediği, çok ilginç ve kıymetli
eşyalar gelirdi. Benzerini hiç görmediğimiz eşyalarla karşılaşmak
insanı heyacanlandırıyordu. Bugün ise, evinde eskisi olan
herkes, bir anda zengin olma ümidiyle, eşyasına antika gözüyle
bakıyor. Onlara, her şeyin değerli olmadığını anlatmak çok
zor."
Değerli tabaklar
Antikacılığa 50 yaşından sonra başlayan Cevdet Olcay,
kendini diğer antikacılardan daha farklı görüyor. Hayatının
büyük bölümü Çanakkale'de geçen Olcay, çocukluğunun yemek
sofralarında kullandıkları, bugün ise ünü dünyaya yayılan
Çanakkale işi toprak eşyaları satıyor.
"Çocukken bu eşyaların değerini bilmiyorduk," diyor
Olcay ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bugün ise
binlerce dolara alıcı buluyor. Müşterilerimin çoğunluğu
yurtdışından geliyor. Çanakkale'nin kendine has toprağıyla,
1720'li yıllardan 1940'lara kadar yapılan tabakların, kapların
aynısını şimdi yapmak mümkün değil. Çoğunun kıymetini geçmişte
bilmediğimiz için, zelzelelerle kırıldı, insanlar çöpe attı.
Eskiden terayağı, bal, reçel koyduğumuz eşyaların hepsini
bugün mumla arıyoruz. Çanakkale işini, bizden çok yabancılar
biliyor. ABD'den, Almanya'dan çok sayıda müşterim gelip özellikle
isim vererek, Çanakkale soruyor. Türkiye'de ise en iyi müşterilerimden
birisi Suna Kıraç. Ben bu güzelliklerle uğraşmasını
seviyorum, maddi beklentim yok."
Müdavimler
Antika meraklısı ünlüler
Horhor'un meraklıları arasında çok sayıda ünlü isim var. Çarşının
en büyük müdavimleri arasında Rahmi Koç, Ali Poyrazoğlu ve
Ayşegül Aldinç de yer alıyor. Hatta esnaf, Aldinç'in, esnaf ağzını
kullanacak kadar ilgili olduğunu söylüyor. Diğer müşteriler
ise şöyle: Semra Özal, Erol Evgin, İmren Aykut, Levent Yüksel,
Sezen Aksu, Demet Akbağ, Gülriz Sururi, Özlem Tekin, Gönül Ülkü,
Aşkın Nur Yengi.
Etiket
Eşyalar ve fiyatları (TL)
Mobilyalar: 15 milyon - 1 milyar
Gramofon: 35 milyon - 500 milyon
Tablolar: 20 milyon - üst sınırı belirsiz
Heykeller: 100 milyon - 500 milyon
Biblolar: 5 milyon - 50 milyon
Saatler: 50 milyon - 200 milyon
Sedef eşya: 150 milyon - 450 milyon