.

Horhor 'dan İnsan Manzaraları   
Eskiye adanan hayatlar

Serhat Oğuz     7 Kasım  1999 Milliyet



 

Geçmişte yaşam özlemlerini bir ölçüde eski objelerle gidermeye çalışanların uğrak yeri Horhor Antikacılar Çarşısı'nda, eski eşyalar kadar, antikacılar da, birbirinden ilginç hikayelere sahip.

Geçmişte yaşamak, her dönem insanların hayalinde önemli bir yer tuttu. Bunu tam anlamıyla gerçekleştirmek mümkün olmasa da, o dönemin yaşantısını, bugünkü modern hayatımızın içine yerleştirdiğimiz eski objelerle biraz olsun canlandırabiliriz.
Nitekim eski eşya satan dükkanlara rağbet, bilinçi ya da bilinçsiz her geçen gün artıyor. Antika ve eski eşya satan dükkanlar, çarşılar, bugünlerde daha çok ziyaretçi ağırlamaya başladı. Bu ilginin artmasında, en büyük pay, gönlünü eskiye, yaşanmışa adayan, tarih kokan dükkanlarda bugününü unutan antikacıların. Vitrine alelade yerleştirilmiş küçük bir müzik kutusunun, kırmızı kadife eşyaların arasına saklanmış, bugünkü modanın çok uzağında duran avizenin ya da kendisine aşkla dokunan sahibinin parmaklarını arayan piyanonun, günümüz İstanbul'unda biten yolculuğunun duraklarını, dedektif gibi iz sürerek günışığına çıkartan antikacıların...



Her telden
Türkiye'nin alanındaki en büyük çarşısı Horhor Antikacılar Çarşısı'nın yeni ama tarih kokan 20 yıllık mekanı, yıllarını eskiye, ama yaşanmış eskiye gönül verenleri buluşturdu. Ünlüsünden ünsüzüne yüzlerce insanın, biblolar, avizeler, piyanolar, tablolar, gramofonlar, saatler, heykeller, ahşap kapılar, eski mobilyalar, toprak eşyalar, tombaklar, şamdanlar, plaklar, pullar, paralar arasında kendini kaybettiği çarşıda, evsahipleri de antikalar kadar bambaşka yollardan, bambaşka hayatlardan, bambaşka mesleklerden savrularak geldi. Ortak öğe ise, geçmiş tutkusu..

Psikologluğu bıraktı
Çarşıda 10 senedir dükkanı bulunan Merih Uman, psikoloji eğitimi almasına rağmen antikacılığı seçti. Ankara'da yıllar önce sanat galerisi açan, ancak resimlerden çok antika eşyaların satıldığını gören Uman, hobi olarak nitelendirdiği koleksiyonculuğunu, profesyonel iş haline getirdi. Uman, bugün artık tecrübeli bir antikacı. Antika tutkusu hakkında ise, şunları söylüyor: "100 yıl önce yaşamış bir şeyi, yeniden hayata geçirmek çok keyif verici. Bir insanı, birdenbire 18 yaşına çekerseniz, çok sevinir. Bu eşyalarla, geçmişi bir ölçüde, günümüze taşıyoruz. Amacım ticaret değil, ticaret zaten bana göre değil. Geçmişi olan, yaşanmış her şeye ilgim var. Daha çok mobilya üzerine yoğunlaştım. Türkiye'nin tarihinde mobilya kültürü olmadığı için, objelerin hemen hemen tamamını yurtdışından getiriyorum. Yurtdışından eşya bulup getirmek hem çok zor hem çok pahalı. Ancak sonunda aldığım keyif, hepsini unutturuyor. Yurtdışında eski eşya kültürü çok daha geniş. Londra'da sürekli rastladığım bir şoförün evindeki eski eşyaları görünce, dükkanımdaki eşyaların ne kadar yetersiz olduğunu düşündüm."

Burada huzurlu
Hukuk mezunu olmasına rağmen antikacılığı seçen Gönül Özaykut, 18 senedir antikacılık yapıyor. Onlarca avizenin bulunduğu dükkanında kendini stresten uzak ve daha huzurlu hissediyormuş.
"Çok büyük kazançlarım yok ama bu işte mutluyum," diyor Özaykut. "Önemli olan kanaatkarlık. İnsanların ilgisi de son dönemde arttı, ancak henüz çok bilinçli değiliz. Antika görünüşlü yeni yapım eşyalara büyük paralar harcanabiliyor. Bu sokağa atılan bir yatırım çünkü bu eşyaların ikinci el pazarı yok. Başka bir işte olsam, bu huzuru bulacağımı zannetmiyorum. Bu nedenle, avukatlık yapmadım. Eskiden, evlerden, sahibinin bile değerini bilmediği, çok ilginç ve kıymetli eşyalar gelirdi. Benzerini hiç görmediğimiz eşyalarla karşılaşmak insanı heyacanlandırıyordu. Bugün ise, evinde eskisi olan herkes, bir anda zengin olma ümidiyle, eşyasına antika gözüyle bakıyor. Onlara, her şeyin değerli olmadığını anlatmak çok zor."

Değerli tabaklar
Antikacılığa 50 yaşından sonra başlayan Cevdet Olcay, kendini diğer antikacılardan daha farklı görüyor. Hayatının büyük bölümü Çanakkale'de geçen Olcay, çocukluğunun yemek sofralarında kullandıkları, bugün ise ünü dünyaya yayılan Çanakkale işi toprak eşyaları satıyor.
"Çocukken bu eşyaların değerini bilmiyorduk," diyor Olcay ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bugün ise binlerce dolara alıcı buluyor. Müşterilerimin çoğunluğu yurtdışından geliyor. Çanakkale'nin kendine has toprağıyla, 1720'li yıllardan 1940'lara kadar yapılan tabakların, kapların aynısını şimdi yapmak mümkün değil. Çoğunun kıymetini geçmişte bilmediğimiz için, zelzelelerle kırıldı, insanlar çöpe attı. Eskiden terayağı, bal, reçel koyduğumuz eşyaların hepsini bugün mumla arıyoruz. Çanakkale işini, bizden çok yabancılar biliyor. ABD'den, Almanya'dan çok sayıda müşterim gelip özellikle isim vererek, Çanakkale soruyor. Türkiye'de ise en iyi müşterilerimden birisi Suna Kıraç. Ben bu güzelliklerle uğraşmasını seviyorum, maddi beklentim yok."

Müdavimler
Antika meraklısı ünlüler

Horhor'un meraklıları arasında çok sayıda ünlü isim var. Çarşının en büyük müdavimleri arasında Rahmi Koç, Ali Poyrazoğlu ve Ayşegül Aldinç de yer alıyor. Hatta esnaf, Aldinç'in, esnaf ağzını kullanacak kadar ilgili olduğunu söylüyor. Diğer müşteriler ise şöyle: Semra Özal, Erol Evgin, İmren Aykut, Levent Yüksel, Sezen Aksu, Demet Akbağ, Gülriz Sururi, Özlem Tekin, Gönül Ülkü, Aşkın Nur Yengi.

Etiket
Eşyalar ve fiyatları (TL)

Mobilyalar: 15 milyon - 1 milyar
Gramofon: 35 milyon - 500 milyon
Tablolar: 20 milyon - üst sınırı belirsiz
Heykeller: 100 milyon - 500 milyon
Biblolar: 5 milyon - 50 milyon
Saatler: 50 milyon - 200 milyon
Sedef eşya: 150 milyon - 450 milyon



Serhat Oğuz

   7 Kasım 1999    Milliyet Gazetesi

 ana sayfa